Bugünün Sorunlarına, Geleceğin Çözümleri...
Soru & Cevap Kariyer +90 212 325 25 01
Makaleler

7193 Sayılı Kanunda Yer Alan Şüphe Üzerine Mükellefiyet Kaydının Terkini Konusu

Danıştay Düzeltme Beyannamelerine İhtirazi Kayıt Konulmasına İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararını Dar Yorumluyor

Vergi İnceleme Raporunun veya Vergi Tekniği Raporunun Tebliğ Edilmemesi Tarhiyatı ve Cezayı Gerçekten Sakatlamaz mı?

Uluslararası Kurumlardan Kullanılan Kredilere İlişkin Kağıtların Damga Vergisi

Yurt Dışı Alacaklara Şüpheli Alacak Karşılığı Ayırmak İçin Yurt Dışında Dava Açmak Zorunda mıyız?

Gayrimenkul Satışından Elde Edilen Kazançların Vergilendirilmesi: Ticari Kazanç – Değer Artış Kazancı Ayrımı

Arsa Payı Karşılığı İnşaat İşlerinin Vergilendirilmesinde Ne Değişti?

OECD Model Anlaşmasına Göre Gayrimaddi Hak Bedellerinin Vergilendirilmesi ve Türkiye Uygulaması

Vergiden Kaçış Yok: Tahsilatta Yardımlaşma Başlıyor

4 Seri No.lu ÇVÖ Anlaşmaları Tebliğinin Getirdikleri: Dar Mükelleflere Yapılan Serbest Meslek Ödemelerinin Vergilendirilmesi

BA VE BS BİLDİRİM FORMLARI VE ÖZELLİKLİ DURUMLAR

YILLIK TRANSFER FİYATLANDIRMASI RAPORLARINIZI HAZIRLAMAYI İHMAL ETMEYİN

15 SORUDA İZAHA DAVET MÜESSESESİ

Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı Beyanında Uygulanacak Vergi Oranları

KATMA DEĞER VERGİSİ İLE GV KV BİRLİKTE ARTIRILMASI

ADİ ORTAKLIKLAR

ANONİM ŞİRKETİN KENDİ PAYLARINI İKTİSAP ETMESİ

SERMAYE ŞİRKETLERİNİN NAKİT SERMAYE ARTIRIMLARINA TEŞVİK GETİRİLMİŞTİR.

BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 6637 SAYILI KANUN YAYIMLANDI

EĞİTİM TAZMİNATI GELİR VERGİSİNE TABİMİDİR

Son Zamanlarda Verilen Vergi Usul Kanunu İle ilgili Özelgeler

GİDER PUSULASININ KULLANIM ALANLARI VE TEVKİFAT UYGULAMASI

e-Arşiv Uygulaması Başlıyor

SAT-KİRALA-GERİ AL İŞLEMİNDE YÜKLENİLEN KDV DÜZELTİMİ

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ

6552 SAYILI KANUNUN 73 ÜNCÜ MADDESİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların beyanının 6111 ve 6522 yasalara göre karşılaştırılması

6111 SAYILI YASANIN 11.MADDESİNİN 2.FIKRASINA GÖRE BEYAN EDİLEN TUTARLAR İLE İLGİLİ SONRADAN GÜNDEME GELEN SORUNLAR

Cumhurbaşkanı Adaylarına ve Siyasi Partilere Yapılacak Bağışlar

KAYITLARDA YER ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN KASA MEVCUDU VE ORTAKLARDAN ALACAKLARIN BEYANI

6111 Sayılı Yasa Kapsamında Kayıtlarda Yer Aldığı Halde İşletmede Bulunmayan Ortaklardan Alacakların Beyanı

Sadece Vergi İnceleme Raporu ile Yapılacak KDV İade İşlemleri

Özel Okullar, Üniversiteler ve Yurtlarda “Kısmi Burs Uygulamasında” Önemli Düzenleme

Kısmi Bölünme

KİSMİ BÖLÜNME İŞLEMİNDE YANLIŞLAR DOĞRULAR

Kurum Yöneticilerinin Kar Payı Dağıtımı ve Bazı Konularla İlgili Bilmeleri Gereken Önemli Hususlar

Kurumların Özkaynak Kalemlerinin Tasfiye Sonu Vergisel Durumu

Pay Sahiplerinin Şirkete Borçlanma Yasağı

Özelgeler Işığında Enflasyon Düzeltmesi Sonucu Oluşan Sermaye Olumlu Farklarının Vergilendirilmesi

Geçici Vergi Uygulamaları

NUR EKESAN KONFERANS LARI

On Kişiden Az Çalışanı Olan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıftaki İşverenlere Sağlanacak İş Sağlığı Ve Güvenliği Desteği

E-Defter Uygulaması

Mahsuben İndirimli Oranda Kurumlar Vergisi Uygulaması

Elektronik Fatura Uygulaması

Limited ve Anonim Şirketlerin Ortaklarının ve Kanuni Temsilcilerinin 6183 Sayılı Kanun Kapsamındaki Sorumlulukları

Çalışan Temsilcilerinin İşveren Tarafından En Kısa Zamanda Görevlendirilmesi Gerekiyor

Sat ve Geri Kirala Işleminin Işletmelere Getirdiği Avantajlar

Kar Payı Avansı Dağıtımı Yapmış Kurumlarda Dönem Sonunda Oluşan Kar Veya Zarara Göre Yapılması Gerekenler

Ortaklarına Daha Fazla Kar Dağıtmak İsteyen Kurumların Bazı Yükümlülükleri Yerine Getirmek Kaydıyla Dağıtabilecekleri Bilançolarındaki Fonlar

E-Fatura Uygulaması Hakkında

Elektronik Defter Tutma ve Elektronik Fatura Uygulaması

Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ No:1

Yabancı Sermaye Olarak Yurt Dışından Getirilen Nakdi Sermaye İle İlgili Yeni Düzenleme

Limited Şirketin Anonim Şirkete Dönüşümü ve Örnek Uygulama

Vadeli Çeklerde Reeskont Uygulaması

Meclise Sevkedilen Torba Yasadakii Varlık Barışına İlişkin Düzenlemeler

Limited Şirketi Anonim Şirkete Dönüştürmenin Avantajları

LTD.ŞTİ. Şirketin A.Ş. Şirkete Dönüştürülmesinde Yapılıcak İşlemler

Limited Şirkette Pay Senedinin Menkul Kıymet Olup Olmadığı ve Değer Artışı Kazancı

2013 Yılı Birinci Geçici Vergi Döneminde Dikkat Edilmesi Gereken Konular

KVK-Kabul Edilmeyen İndirimler (finansman gideri kısıtlaması)

KVK-İstisnalar - Diğer indirimler (girişim sermayesi fonu)

Yeni Türk Ticaret Kanununa Göre Şirket Ana Sözleşmelerinin de Yapılması Gereken Değişiklikler

KVK-Zarar Mahsubu

Eski Kiracıların İşyeri ve Evlerden Gerekçesiz Çıkartılması ve Kira Artış Oranı

Yazar Kasa Fişlerinin Gider Yazılması ve KDV İndirimi

KVK- İndirimli Kurumlar Vergisi

KVK-Yurtdışı Mukimi Kişi ve Kurumlara Verilen Hizmetler

Şirketlerce Öğrencilere Verilen Burslar İle Eğitim Harcamaların Gider Yazılması ve KDV İndirimi

ADİ ORTAKLIKLAR

 

ADİ ORTAKLIKLAR

 

Yazar:Kıral Aydın Aksoy YMM

 

Adi ortaklıkların  tüzel kişilikleri    yoktur .  Adi ortaklıkların ortakları gerçek kişi ya da tüzel kişi  olabilir. Tüzel kişi ortağı olan adi ortaklıklar istedikleri takdirde ticaret siciline tescil edilebilirler.

Adi   ortaklıklar  ,   gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetleri olmamalarına rağmen Katma Değer Vergisi, Damga Vergisi ve Stopaj sorumlusu olarak, mükellefiyet tesis ettirmek zorundadırlar.

Adi  ortaklıklarda, hesaplanan kar veya zarar ortaklara geçici vergi dönemlerinde ve yıl sonunda dekontla  bildirilerek ,  ortakların yasal defterlerine kayıt yapmaları sağlanır .Ortaklar, ortaklıktaki hisseleri nispetinde bu kar veya zararı kendi geçici vergi ve gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde beyan ederler.

 

ORTAKLARININ  TÜMÜ  GERÇEK KİŞİ, BİR KISMI GERÇEK KİŞİ BİR KISMI KURUM VEYA TÜM ORTAKLARI KURUM OLAN  YILLARA SARİ İNŞAAT VE ONARMA İŞİ YAPAN ADİ ORTAKLIKLAR İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKEN KONULAR.                                                                                                                                    

G.V.K.Md:42 göre bir işin yıllara sari  inşaat ve onarma işi olarak kabul edilip özel vergileme rejimine tabi tutulabilmesi için  - yapılan iş İnşaat ve Onarım işi olmalıdır-yapılan iş Taahhüde bağlı olarak yapılmalı(sözleşme olmalıdır)-inşaat taahhüt ve onarım  ( dekapaj  işleri dahil) işi yıllara sari olmalıdır.

Yıllara sari  inşaat  ve onarma işlerinde işe başlama tarihi –Yapılan sözleşmede yapılacak işin yer teslimi öngörülmüş ise yerin teslim edildiği tarih,-Sözleşmede yer teslimi tarihi belirtilmemiş ise sözleşmede belirtilen işin başlangıç tarihi,-Sözleşmede bunların hiçbiri belirtilmemiş ise sözleşme tarihi dikkate alınır.

Yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde işin bitimi , geçici  ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı  tarih, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir. Bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler  ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılat , bu giderlerin yapıldığı  veya hasılatın elde edildiği yılın kar veya zararının tespitinde dikkate alınır ve stopaj yapılmaz.G.V.K.Md:44

Yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlar , iş devam ettiği müddetçe beyan edilmeyip ,işin bittiği yılın geliri olarak beyan edileceğinden, her bir işten elde edilen gelirin doğru olarak hesaplanması gerekir. Bir inşaat işi ile  ilgili  hakedişin  diğer işlerin gelirleri ile karıştırılmamalıdır. Aynı şekilde bir işle ilgili maliyetlerin, diğer işlerin maliyetleri ile karıştırılmamalıdır.

Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde veya bu işlerin diğer işler ile birlikte yapılması halinde, ortak giderler G.V.K. Md:43 üncü maddesinde yer alan hükme göre bütün işlere dağıtılır. Bu maddeye göre ;yıl içinde birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderler, bu işlere ait harcamaların birbirine olan nispetlerine göre işlere dağıtılır.

Yıl içinde tek veya birden fazla inşaat ve onarma işinin bu madde şümulüne girmeyen işlerle birlikte yapılması halinde,her yıla müşterek genel giderler,bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış ve hasılat tutarlarının birbirine olan nispetlerine göre dağıtıma tabi tutulur.

Burada dikkat edilecek husus yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde harcama tutarları esas alınırken,bu işlerin dışındaki işlerde ise satış ve hasılat tutarları dikkate alınarak oranlama yapılmaktadır.

Birden fazla inşaat ve onarma işlerinde veya bu işlerle sair işlerde müştereken kullanılan tesisat,makine ve ulaştırma vasıtalarının amortismanları bunların her işte kullanıldıkları gün sayısına göre hesaplanır ve ilgili işe maledilir.Belli bir işte kullanılmayan,şirketin genel faaliyetini sürdürmekte kullanılan büro demirbaşları ile yönetimin kullandığı taşıt araçlarının amortismanları müşterek genel giderlere ilave edilir ve dağıtıma tabi tutulur.Yıl içinde satın alınan makine,tesisat ve demirbaşların,alındığı tarihe kadar isabet eden amortismanları da yine müşterek giderlere aktarılır ve dağıtıma tabi tutulur.Tesisat,makine ve taşıtların boş kaldığı günlere isabet eden amortismanları da müşterek genel giderlere aktarılır ve dağıtıma tabi tutulur.Bir işte kesinlikle kullanılması mümkün olmayan makine,tesisat ve taşıtların amortismanlarından o işe pay verilmez.

Gelir Vergisi Kanunu Md:94/3 ve Kurumlar Vergisi Kanunu Md:15/a  gereği hakediş  bedeli üzerinden mükellefler  nakden , hesaben  (ödemeyi yapacakları ,hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren kayıt ve işlem)ve avans olarak yaptıkları ödemelerden %3 vergi kesintisi yapmak  zorundadırlar. İşe başlamadan yapılan  ödemelerden vergi kesintisi yapılamaz.

Yıllara sari inşaat ve onarma işinin bir kısmının taşerona devredilmesi durumunda, taşeronun yapacağı iş aynı takvim yılı içerisinde tamamlanacak ise  tevkifat  yapılmaz. Aynı yılda tamamlanmayacak ise müteahhit tarafından tevkifat yapılır.

İşe başlandığında  yıllara  sari inşaat ve onarma işi olmayan fakat çeşitli nedenlerle sonradan yıllara sari inşaat ve onarma işine dönen işlerde vergi kesintisi,-ek süre ile ilgili kararın verildiği tarihten,-ek süre verilmemiş olmakla birlikte işin bitiminin ertesi yıla sarkması halinde ise ertesi takvim yılı başından itibaren ödenecek hakkediş bedelleri üzerinden vergi kesintisi yapılması gerekir.

Tevkif edilen bu vergiler,payları oranında ortaklara (gerçek kişi veya kurum) maledilir ve onlar tarafından işin bittiği yılda beyan edilecek olan kazanç üzerinden hesaplanacak yıllık gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilir.

Yapılan vergi kesintileri hangi taahhüt işine ait ise ancak o taahhüt işi için ödenecek gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilir.Bitmemiş işler için kesilmiş olan vergiler bitmiş işlerden veya başka işlerden elde edilen kazançlar dolayısıyla ödenecek gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemez.

Adi ortaklığın Kurumlar Vergisi mükellefi olan ortağının adi ortaklıktan elde ettiği kar payı,adi ortaklıklar kurum olmadıklarından ve kazançları kendi bünyelerinde vergilendirilmediği için Kurumlar Vergisi Kanunun Md:5 deki iştirak kazancı  istisnasından yararlanamaz.

Şayet Adi Ortaklık zarar etmişse K.V mükellefi ortağın payına isabet eden zarar kurum tarafından kayıtlarına  alınarak  kurum kazancından mahsup edilir.

Yıllara sari inşaat ve onarma işleri, adi ortaklıklar ve ortakları açısından  da geçici vergiye tabi değildir.

Ancak yıllara sari inşaat ve onarma faaliyetinde bulunan işletmelerin   G.V.K. 42 inci madde kapsamına girmeyen (maddi duran varlık satış karları, kira gelirleri, fazla gelen malzemelerin satışından elde edilen gelirler v.s)  gelirlerinin bulunması durumunda, bu gelirlerin elde edildiği dönemlerde geçici vergi hesaplanması ve beyan edilmesi gerekmektedir.

Yıllara  sari  inşaat ve onarma işinin devamı sırasında döviz cinsinden elde edilen hakediş  bedellerinden doğan kur farklarının veya bu hakediş  bedellerinin çeşitli şekillerde değerlendirilmesi sonucunda elde edilen faiz gelirlerinin; yıllara sari  inşaat ve onarma işinin bir parçası sayılarak işin bittiği yılın geliri olarak mı vergilendirileceği yoksa faiz yada kur farkı gelirinin elde edildiği yılın geliri olarak mı  vergilendirileceği devamlı tartışılan bir konudur.

Vergi idaresinin görüşü, işin bitimi beklenmeden mükelleflerin elde ettikleri faiz gelirlerini ve diğer yıllara sari inşaat ve onarma işlerinin dışında elde edilen gelirleri faaliyet dışı gelirler olarak cari yıl kar-zararının tespitinde dikkate almaları ve beyan etmeleri gerektiği yönündedir.

Danıştay tarafından istikrarlı bir şekilde benimsenen görüşe göre ise elde edilen faiz gelirlerinin inşaat ve taahhüt işinin bir parçası olduğu dolayısıyla bu gelirlerin işin bitiminde vergilendirilmesi gerektiği genel olarak yıllara sari inşaat ve onarma işinin devamı sırasında elde edilen kur farkı ,faiz, repo gelirleri ve diğer gelirlerin ayrı bir ticari organizasyon bünyesinde yürütülmediği için, yapılan yıllara sari inşaat ve onarma işinin bir parçası olduğu ve işin bitiminde inşaat taahhüt işleri gelirleri ile birlikte beyan edileceğini kabul etmektedir.

Yıllara  sari  inşaat ve onarma işi ile uğraşan kurumların yabancı para cinsinden hesaplanarak ödenen istihkak bedellerin tahakkuk tarihi ile ödeme tarihi arasında oluşan kur farkları üzerinden de gelir vergisi stopajı yapılması gerektiğinden, kur farklarının inşaat ve onarma işinin bir parçası olarak, bu işlerden elde edilen kazançlar içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sadece yıllara sari  inşaat ve onarma işinin olması durumunda geçici vergi beyannamesi ve eki gelir tablosu boş olarak süresinde verilecektir.

Yıllara sari inşaat işlerinde, iş bitse de söz konusu işin geliri işin bittiği geçici vergi döneminde değil, o yıla ait genel beyan döneminde yapılır. Geçici vergi döneminde kazanç beyan edilmediği için, kazanca ait stopajların mahsubu da mümkün değildir.

 

Yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde  ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararları binde 5.69 oranında damga vergisine tabidir. Yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde damga vergisine tabi diğer işlemler binde 9.48 oranında  damga vergisine tabi  olacaktır .Her ne konuda olursa olsun üzerinde belli para yazılı olan her türlü sözleşmelerin her bir nüshası binde 9.48 oranında damga vergisine tabi olacaktır.

 

Yıllara sari  inşaat ve onarma işleri hizmet işi olması nedeniyle KDV oranı %18  dir . K.D.V Geçici Md.15 maddesinde 29.07.1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış olan inşaatlara ilişkin olarak; a)Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri, b)Sadece 150 metrekareyi aşmayan konutlara münhasır olmak üzere kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları ve belediyelere yapılan inşaat taahhüt işleri, K.D.V den istisnadır..

K.D.V. Md:13/e-  Limanlara  bağlantı  sağlayan demiryolu hatları, limanlar ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya yaptıran mükellefler ile genel bütçeli idarelere bu işlere ilişkin olarak yapılan mal teslimleri ve inşaat taahhüt işleri K.D.V. den istisnadır.

K.D.V. Md:17/4-ı Serbest Bölgelerde yapılan inşaat taahhüt işleri K.D.V. den istisnadır.

Birbirlerine karşı ifa ettikleri hariç olmak üzere inşaat taahhüt işi yaptıran; Genel ve katma bütçeli daireler ,il özel idareleri, Belediyeler ve bunların teşkil ettikleri  birlikler ,Döner sermayeli kuruluşlar ,Kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları ,Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ,Üniversiteler(vakıf üniversiteleri hariç),Kanunla kurulan veya tüzel kişiliğe haiz emekli ve yardım sandıkları ,Bankalar, Kamu iktisadi teşekkülleri ,Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar, Organize sanayi bölgeleri ile menkul  kıymetler ,vadeli işlemler borsaları dahil bütün borsalar, Hisse senetleri İMKB ye  kote  edilmiş şirketler, Yarıdan fazla hissesi doğrudan yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlara ait olan kurum ,kuruluş ve işletmeler ,yaptırdıkları inşaat taahhüt işleri nedeniyle ödeyecekleri hakediş bedeli üzerinden hesaplanan %18 KDV nin  2/10  nunu  tevkif ederek, sorumlu sıfatıyla 2 No lu  KDV beyannamesi ile beyan edip ödeyeceklerdir.

Tevkifata  tabi olan işlerin,3065 sayılı kanun hükümleri çerçevesinde vergiden istisna olması halinde, işlem bedelleri üzerinden KDV hesaplanmayacağı için herhangi bir  tevkifat  da  yapılmaz . Ancak, vergiden istisna olan işlerin alt yüklenicilere devredilmesi ve alt yüklenicilerin yaptığı işlemin KDV den istisna olmaması halinde  ,alt yüklenicilerin gerçekleştirdikleri işlemler üzerinden hesaplanan KDV  tevkifata  tabi  tutulur.

 

Adi ortaklıklarda tartışılan en önemli diğer konular ,a) ortaklığın finansman ihtiyacının ortaklar tarafından katılım  payları  oranında karşılanması  ,-b) ortaklıktaki nakit fazlasının ortaklar tarafından katılım payları oranında kullanılması ,c)ortaklıktaki nakit fazlasının ortaklar tarafından katılım paylarından farklı olarak kullanılmasıdır.

a)      Adi ortaklığın gelir ve kurumlar vergisi mükellefi  olmaması  ,adi ortaklığın kullanımına bırakılacak paranın sonuçta ortakların hesaplarını ilgilendirmesi ,dolayısıyla böyle bir durumda borç alan ve kullananların aynı kurumlar olması nedeniyle ,transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımından söz edilemeyecektir Bu itibarla söz konusu paralar için faiz hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.(G.İ.B. İST.VD.BŞK.Sayı B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-13  özelgesi )

 

b)      Adi ortaklığın nakit fazlalarının ortaklarca katılım payı oranında kullanılması halinde, bu tutarların transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç olarak dağıtımı kapsamına girmesi ve bu işlem nedeniyle faiz hesaplanması söz konusu olmayacaktır.(GİB.BMV.VD.BŞK.20.12.2012.Tarih ve 64597866-GVK-41/5-248 sayılı  özelgesi )

 

c)       Adi ortaklığın nakit fazlalarının ortaklarca ortakların katılım paylarının oranından farklı olarak kullanılması  halinde söz konusu işlem transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında değerlendirilecek  olup ,ödeme konusu yapılan tutarlar için emsallerine uygun bir faiz oranından faiz hesaplanması gerekecektir.(GİB.BM.VD.BŞK 20.12.2012 tarihli ve 64597866-GVK-41/5-248 sayılı özelgesi)

 

Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için mülkiyet hakkı da yoktur.Adi ortaklık kayıtlarındaki para,mal ve hakların mülkiyeti,katılım payları oranında ortaklara aittir.Ancak nakit fazlalıkları üçüncü kişilere kullandırılmış olsaydı adi ortaklık,ortakları namına kullandırılan paranın faizini ve KDV sini hesaplamak durumunda olacaktı.

Ortaklar, adi ortaklığın  nakit fazlalarını katılım payları oranından farklı bir oranda kullansalardı,ortaklar birbirlerinin paralarını kullandıklarından  transfer fiyatlandırması söz konusu olacak,boç para kullandıran ortak,katılım payı oranından daha fazla para kullanan ortağa emsal faiz oranında faiz ve KDV sini hesaplamak durumunda kalacaktır.

 

Transfer fiyatlandırması ile ilgili işlem yapmadan önce hazine zararının var olduğunun tespiti gerekir.

Yurt içi ilişkili işlemlerde hazine zararı varlığı araştırılır. Kurumların gerçek kişilerle olan işlemlerde hazine zararı aranmaz ,transfer fiyatlandırması uygulanır ..Şayet adi ortaklığın para kullanan ve kullandıran ortağı kurum ise hazine zararı aranır.  Hazine  zararı  varsa transfer fiyatlandırması uygulanır.

Hazine zararı : Emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum  ve ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir.

 

Bir adi ortaklığın ortağı olan kurumun ortaklıktaki payı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Genel Tebliğinin 5.6.2.2.2 bölümünde iştirak hisseleri olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda Kurumlar Vergisi Kanunu 5.maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki şartların tamamını yerine getiren adi ortaklığın ortağı olan kurum, adi ortaklıktaki payını sattığı takdirde kazancının yüzde yetmiş beşi kurumlar vergisinden istisna olur.

Ayrıca Katma Değer Vergisi Kanunun’un 17.maddesinin 4.fıkrasının (r) bendine göre bu satış KDV’sinden istisnadır.

KDV Genel Tebliğinin ;Verginin konusu ile ilgili çeşitli hususlar; bölümünün 7.maddesinde ;Adi ortaklıklarda ,ortaklığın sona ermesini sonucunu doğurmayan hisse devir işlemleri KDV’ye tabi değildir ;denilmektedir.

 

 

              EK:1 Ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği bulunmayan bir ortaklık yapısı ile işlettikleri ticari işletmelerin ticaret siciline tescili hakkında tebliğ(İç Ticaret 2009/2)

                                                                                                                                                                

             Amaç ve kapsam

             MADDE 1 – (1)  Bu Tebliğin amacı; iki veya daha ziyade hukuken ve iktisaden birbirinden bağımsız tüzel kişiliği haiz ticaret şirketlerinin belli bir amacı gerçekleştirmek ve kâr elde etmek için kurdukları ve müştereken yönettikleri tüzel kişiliği bulunmayan ortaklıklar aracılığıyla işletilen ticarî işletmelerin ticaret siciline tescil edilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

             Dayanak

             MADDE 2– (1) Bu Tebliğ, 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 27 nci, 42 nci ve 274 üncü maddesi ile 8/1/1985 tarihli ve 3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 33 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

             Tescil

             MADDE 3 – (1) Tüzel kişiliği haiz ticaret şirketlerinin müştereken belli bir amacı gerçekleştirmek ve kâr elde etmek için kurdukları ve müştereken yönettikleri tüzel kişiliği bulunmayan ortaklıklar aracılığıyla işletilen ticarî işletmeler talep edilmesi hâlinde ticaret siciline tescil edilir.

             (2) Bu şekilde ticaret siciline tescili istenilen tüzel kişiliği olmayan ortaklıklar aracılığıyla işletilen ticarî işletmelerin, ticaret siciline tescilinin istenebilmesi için söz konusu ortaklığa ilişkin sözleşmenin yazılı olarak hazırlanması ve notere onaylatılması zorunludur.

             (3) Düzenlenen sözleşmede;

             a) Ortaklığa ilişkin tarafların ticaret unvanları, merkez adresi, temsil ve ilzama yetkilileri,

             b) Ortaklığın açık olarak bir ticarî işletme işletmek üzere oluşturulduğu ve bu hususa konu ticarî işletmenin unvanı, adresi, amaç ve konusu, herhangi bir süre ile kurulmakta ise bu süre,

             c) Ortaklığa konu ticarî işletmenin kimler tarafından temsil edileceği, pilot veya lider ortağın kim olduğu,

             hususları belirtilmek kaydıyla gerekli görülecek diğer hususlara yer verilir.

             Ayrıca, sosyal güvenlik, vergi ve kamu ihale mevzuatı gibi ilgili mevzuat gereği aranılan diğer şartlar bu sözleşmede açıkça gösterilir.

             Bildirim yükümlülüğü

             MADDE 4 – (1)Tüzel kişiliği bulunmayan ortaklıklar aracılığıyla işletilen ticarî işletmelerin tescili sözleşmede belirtilen adresin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilân edilir. Bu durum, ticaret sicili memurluğunca ortaklığı oluşturan tüzel kişilerin kayıtlı oldukları ticaret sicili memurluklarına aynı gün bildirilir.

             Kayıt silme

             MADDE 5  – (l) Bu Tebliğin 5 inci maddesine göre tescil edilmiş bulunan ticari işletmelerin ticaret sicilindeki kayıtları, tüm ortakların imzaları noterce tasdik edilmiş bir dilekçe ile yapacakları talep üzerine silinir.

             Herhangi bir sebeple sözleşmenin feshedilmesi hâlinde ise, bu durumun belgelendirilmek kaydıyla ilgilinin talebi üzerine ticarî işletmeye ait ticaret sicili kaydı silinir.

             Yürürlük

             MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

             Yürütme

             MADDE 7 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür.

 

 

           

EK:2  ADİ ORTAKLIKLAR   -Adi ortaklık sözleşmesi(6098 Sayılı Borçlar Kanunu)

 

MADDE 620- Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.

Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.

B. Ortaklar arasındaki ilişki

I. Katılım payı

MADDE 621- Her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür.

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorundadır.

Bir ortağın katılım payı, bir şeyin kullandırılmasından oluşuyorsa kira sözleşmesindeki; bir şeyin mülkiyetinden oluşuyorsa satış sözleşmesindeki hasara, ayıptan ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

II. Kazanç ve zarar

1. Kazancın paylaşılması

MADDE 622- Ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler.

2. Kazanç ve zarara katılma

MADDE 623- Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir.

Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder.

Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.

III. Ortaklığın kararları

MADDE 624- Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır.

Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir.

IV. Ortaklığın yönetimi

MADDE 625- Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir.

Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir.

Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir.

V. Ortaklar arasındaki sorumluluk

1. Rekabet yasağı

MADDE 626- Ortaklar, kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak, ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işleri yapamazlar.

2. Ortakların yaptıkları giderler ve işler

MADDE 627- Ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar, ona karşı sorumlu olurlar; bu ortağın, yönetim işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile ortaklığın yönetiminden kaynaklanan tehlikeler sonucunda doğan zararları, diğer ortaklar gidermekle yükümlüdürler.

Ortaklığa avans olarak para veren ortak, verdiği günden başlamak üzere faiz isteyebilir.

Yükümlü olmadığı hâlde ortaklık işleri için emek  sarfetmiş  olan bir ortak, hakkaniyetin gerektirdiği bir karşılık ödenmesini isteyebilir.

3. Özen borcu

MADDE 628- Her ortak, ortaklık işlerinde kendi  işlerinde olduğu ölçüde çaba ve özen göstermekle yükümlüdür.

Her ortak, diğerlerine karşı, kendi kusuruyla verdiği zararları, başka işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın gidermekle yükümlüdür.

Ortaklık işlerini ücret karşılığı yürüten ortak, vekâlet hükümlerine göre sorumlu olur.

VI. Yönetim yetkisinin kaldırılması ve sınırlanması

MADDE 629- Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz.

Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir.

Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır.

VII. Yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişki

1. Genel olarak

MADDE 630- Kanunun bu bölümünde veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlere tabidir.

Ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan bir ortağın, ortaklığın işlerini görmesi veya bu yetkiye sahip ortağın yetkisini aşması hâllerinde, vekâletsiz iş görmeye ilişkin hükümler uygulanır.

Yönetici ortaklar, yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlüdürler. Hesap döneminin uzatılmasına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Ortaklığı yönetenin ortaklardan birisi olmaması durumunda da aynı kural uygulanır.

2. Ortaklık işlerini inceleme

MADDE 631- Yönetim yetkisi olmasa bile, her ortağın, ortaklığın işleyişi hakkında bilgi alma, defter ve kayıtlarını inceleme, bunlardan örnek alma ve mali durumu hakkında özet çıkarma hakkı vardır.

Aksine sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

VIII. Ortaklar arasındaki ve ortaklık yapısındaki değişiklikler

1. Yeni ortak alımı ve alt katılım

MADDE 632- Ortaklığa, yeni bir ortak alınması, bütün ortakların rızasına bağlıdır.

Ortaklardan biri tek taraflı olarak bir üçüncü kişiyi ortaklıktaki payına ortak eder veya payını ona devrederse, bu üçüncü kişi ortak sıfatını kazanamaz.

2. Ortaklıktan çıkma ve çıkarılma

a. Genel olarak

MADDE 633- Bir  ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi hâlinde, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hüküm varsa, bu durumlardan biri gerçekleştiğinde, o ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklar tarafından yazılı olarak yapılacak bir bildirimle ortaklıktan çıkarılabilir.

b. Ortaklık payının tasfiyesi

MADDE 634- Bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer.

Diğer ortaklar, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermekle yükümlü oldukları gibi, kendisini ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan kurtararak, ortak sıfatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payını ödemekle yükümlüdürler. Ortaklığın henüz muaccel olmayan borçları için diğer ortaklar, çıkan veya çıkarılan ortağı borçtan kurtarmak yerine, kendisine bir güvence verebilirler.

Çıkan veya çıkarılan ortağın tasfiye payı, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla, mali işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılır. Tarafların uzman kişi üzerinde anlaşamamaları durumunda bu kişi, hâkim tarafından atanır.

c. Malvarlığının yetersizliği

MADDE 635- Ortaklık sıfatının sona erdiği tarihte, ortaklığın malvarlığı, borçlarını karşılamaya yetmezse, çıkan veya çıkarılan ortak, payına düşen borç tutarını, zarara katılmaya ilişkin düzenlemeler çerçevesinde diğer ortaklara ödemekle yükümlüdür.

d. Tamamlanmamış işler

MADDE 636- Çıkan veya çıkarılan ortak, ortak olduğu dönemde henüz sonuçlanmamış işlerden doğan kâra veya zarara katılır.

Ortaklık sıfatı sona eren kişi, o hesap yılı sonu itibarıyla, tamamlanmış olan işler sebebiyle varsa ortaklıktan kendisine düşecek kâr payını; devam eden işler hakkında da gerekli bilgiyi isteyebilir.

C. Ortakların üçüncü kişilerle ilişkisi

I. Temsil

MADDE 637- Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur.

Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar.

Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır.

II. Temsilin sonuçları

MADDE 638- Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur.

Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler.

Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa  müteselsilen  sorumlu olurlar.

D. Ortaklığın sona ermesi

I. Sona erme sebepleri

1. Genel olarak

MADDE 639- Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer:

1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle.

2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle.

3. Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa,  bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle.

4. Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle.

5. Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle.

6. Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla.

7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla.

2. Belirsiz süreli ortaklık

MADDE 640- Ortaklık, belirsiz süre için veya ortaklardan birinin ömrü boyunca sürmek üzere kurulmuşsa, ortaklardan her biri, altı ay önceden fesih bildiriminde bulunabilir.

Fesih bildirimi, dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve özellikle uygun olmayan bir zamanda yapılamaz. Fesih bildirimi, ancak hesap yılı sonunda hüküm ifade eder.

Sözleşmede öngörülmüş olan sürenin bitiminden sonra ortaklık, ortakların örtülü iradesiyle sürdürülürse, belirsiz süreli ortaklığa dönüşür.

II. Sona ermenin ortaklığın yönetimine etkisi

MADDE 641- Ortaklık, fesih bildiriminden başka bir yolla sona ererse, bir ortağın ortaklık işlerini yönetme konusundaki yetkisi, sona ermeyi öğrendiği veya durumun gerektirdiği özeni gösterseydi öğrenebileceği zamana kadar, kendisi hakkında devam eder.

Ortaklık, ortaklardan birinin ölümüyle sona ererse, ölen ortağın mirasçısı, durumu hemen diğer ortaklara bildirmekle yükümlüdür.  Mirasçı, gerekli önlemler alınıncaya kadar, ölen ortağın daha önce yürütmekte olduğu işlere, dürüstlük kuralları çerçevesinde devam eder. Diğer ortaklar da, geçici olarak, ortaklık işlerini aynı şekilde yürütmeye devam ederler.

III. Tasfiye

1. Katılım payı için yapılacak işlem

MADDE 642- Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak  koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir.

Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.

2. Kazanç ve zararın paylaşımı

MADDE 643- Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır.

Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.

3. Tasfiye usulü

MADDE 644- Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.

Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.

Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır.

Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.

IV. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk

MADDE 645- Ortaklığın sona ermesi, üçüncü kişilere karşı olan yükümlülükleri değiştirmez.

Türk Medenî Kanunu ile ilişkisi

MADDE 646- Bu Kanun, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır.

Yürürlükten kaldırılan Kanun

MADDE 647- 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 648- Bu Kanun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girer.

 

PAYLAŞ